Şaşırtıcı Bilgiler 4 dk okuma
Sahra Çölü Amazon Ormanlarını Nasıl Besliyor?
Her yıl Atlas Okyanusu'nu aşan milyonlarca ton çöl tozu, yağmur ormanının toprağındaki besin açığını kapatıyor. İki kıta arasındaki bu görünmez bağ ölçülebilir bir gerçek.
Yazar: Berrin Aksoy
Dünyanın en kurak yerlerinden biri ile en yağmurlu ormanlarından biri arasında, haritaya bakıldığında hiç görünmeyen bir bağ var. Sahra Çölü'nün üzerinden her yıl milyonlarca ton toz havalanıyor, Atlas Okyanusu'nu boydan boya geçiyor ve Güney Amerika'nın yeşil kalbine, Amazon Havzası'na iniyor. Kulağa şiirsel bir benzetme gibi geliyor ama bu, ölçülebilir, tartılabilir ve uydudan izlenebilir fiziksel bir süreç. Çöl, ormanı besliyor.
Bir çölün gübre deposuna dönüşmesi
Sahra'nın kuzeydoğusunda, bugün Çad sınırları içinde kalan Bodélé Çukuru diye anılan bir alan var. Burası binlerce yıl önce dev bir gölün tabanıydı. Göl kuruduğunda geriye mikroskobik alglerin, planktonların ve tatlı su canlılarının kabuklarından oluşan kalın bir tortu tabakası kaldı. Bu tortu fosfor bakımından olağanüstü zengin. Rüzgâr, çukurun kenarındaki dağ sıralarının oluşturduğu doğal bir huniden hızlanarak geçtiğinde, bu ince tozu havaya kaldırıyor ve kilometrelerce yükseğe taşıyor.
Havalanan tozun bir kısmı yakın çevreye çöküyor, bir kısmı Akdeniz'e ulaşıp güney Avrupa'da arabaların üzerinde sarımsı bir film bırakıyor. Ama en ilginç yolculuk batıya doğru olanı. Ticaret rüzgârları, tozu okyanus üzerinden binlerce kilometre taşıyor. Bu yolculuk yaklaşık bir haftada tamamlanıyor ve tozun bir bölümü Amazon'un üzerine yağmurla birlikte iniyor.
Neden yağmur ormanının toprağı fakir?
Buradaki asıl şaşırtıcı nokta şu: Amazon gibi bereketli görünen bir yerin toprağı aslında oldukça yoksul. Yağmur ormanında besin maddeleri toprakta değil, canlıların kendisinde depolanıyor. Bir yaprak düştüğünde, mantarlar ve böcekler onu haftalar içinde ayrıştırıyor ve içindeki mineraller hemen köklere geri dönüyor. Sistem neredeyse kapalı bir döngü gibi çalışıyor.
Ama hiçbir döngü kusursuz değil. Sürekli yağan yoğun yağmur, topraktaki çözünmüş minerallerin bir kısmını yıkayıp nehirlere, oradan da okyanusa taşıyor. Özellikle fosfor bu şekilde sistemden sızıp gidiyor. Fosfor bitkiler için pazarlık kabul etmez bir ihtiyaç; enerji taşıyan moleküllerin, hücre zarlarının ve genetik materyalin yapı taşı. Kayaların ayrışmasıyla yerine yenisi gelir ama Amazon'un altındaki eski ve çoktan yıkanmış kaya tabakaları bu açığı kapatacak hızda değil.
İşte Sahra tozu tam bu boşluğa denk düşüyor. Uydu ölçümlerine dayanan hesaplar, her yıl havzaya ulaşan tozun içinde on binlerce ton fosfor bulunduğuna işaret ediyor. Bu miktar, ormanın yağmurla kaybettiği fosforun kabaca yerini dolduracak büyüklükte. Yani ormanın uzun vadeli dengesi, kıtalar ötesindeki kuru bir göl tabanının rüzgâra ne kadar toz verdiğine bağlı.
Bu ilişkiyi ölçmek uzun süre mümkün değildi. Toz bulutlarının kalınlığını üç boyutlu olarak tarayabilen uydu sistemleri devreye girdiğinde, havada asılı parçacıkların hangi yükseklikte taşındığı ve okyanus üzerinde nerede alçaldığı ilk kez izlenebildi. Yıldan yıla ciddi dalgalanmalar olduğu görüldü; kurak geçen yıllarda taşınan toz miktarı belirgin biçimde artıyor, yağışlı dönemlerde çöl yüzeyi tutunduğu için azalıyor. Yani Amazon'a gelen gübrenin miktarı, binlerce kilometre uzaktaki bir bölgenin yağış rejimine bağlı olarak yıldan yıla değişiyor.
Tozun görünmeyen diğer işleri
Bu toz bulutları sadece gübre taşımıyor. Atmosferde asılı kalan mineral parçacıklar, su buharının üzerinde yoğunlaştığı çekirdekler olarak iş görüyor; yani bulut oluşumunu doğrudan etkiliyorlar. Aynı bulutlar güneş ışığının bir bölümünü uzaya geri yansıtarak okyanus yüzeyinin sıcaklığını değiştiriyor. Meteoroloji uzmanları, Atlantik üzerindeki yoğun toz mevsimlerinde tropikal fırtınaların gelişmesinin zorlaştığını gözlemliyor; kuru ve tozlu hava kütlesi, fırtınaların beslendiği nemli ortamı bastırıyor.
Okyanusun kendisi de bu yağmurdan payını alıyor. Toza karışan demir, açık denizdeki plankton toplulukları için sınırlayıcı bir besin. Toz düştüğü yerde plankton çoğalıyor, plankton çoğaldığında besin zincirinin tamamı hareketleniyor ve bu tek hücreliler atmosferden karbon çekiyor.
Ölçek duygusunu yeniden ayarlamak
Bu hikâyenin en öğretici tarafı, doğadaki sınırların ne kadar geçirgen olduğunu göstermesi. Bir bölgenin kaderini o bölgenin içinde arama alışkanlığımız var; oysa bir ormanın verimliliği, başka bir kıtadaki rüzgâr rejimine bağlı olabiliyor. Bodélé Çukuru'ndaki tortu tabakası sonsuz değil, çöl bitki örtüsündeki değişimler tozun kalkış miktarını değiştirebiliyor ve rüzgâr desenleri sabit durmuyor.
Kısacası Sahra ile Amazon arasında havada asılı, gözle görülmeyen ve süregiden bir bağ var. Bir tarafta hiçbir şeyin yetişmediği bir kum denizi, diğer tarafta gezegenin en yoğun yaşam alanı. Aralarındaki mesafe binlerce kilometre, aralarındaki ilişki ise doğrudan.